1,1k-A A+A

250: Müslüman Erkek Nasıl Giyinmeli?

Soru:

Selamun aleykum hocam, Müslüman erkeğin giyinme şekli nasıl olmalıdır? Müslüman erkeğin kot pantolon giymesi caiz midir? Allah (azze ve celle) sizi korusun. Amin.

Cevap:

Ve aleykumusselam ve rahmetullah. Hamd Allah’a mahsustur.

Muhterem kardeşim Şari’nin haram kıldıkları müstesna elbisede asıl olan ibahettir. Allah celle ve ala şöyle buyuruyor: “Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan Odur.” (el-Bakara, 29) ve “De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti, temiz ve hoş rızıkları kim haram kılmıştır?” (el-Araf, 32).

Dolayısıyla şeriatın koyduğu şartlara uygun ve nehyedilmemiş kumaşta, renkte, şekilde ve uzunlukta olan her türlü elbiseyi giymek caizdir.

Şartlara gelince, Müslüman erkeğin giymesi caiz olan elbise

  • Avret mahallini (göbek ile diz arasını) setretmesi lazım
  • Cildin rengini belli edecek kadar şeffaf olmaması lazım
  • Avret mahallini belli edecek kadar dar olmaması lazım
  • Kâfirlere mahsus olmaması lazım
  • Kadınlara benzemesini sağlamaması lazım
  • Fasıklara ve sefihlere benzemesini sağlamaması lazım

Bu şartlardan herhangi birini ihlal eden bir elbisenin giyilmesi Müslüman erkeğe caiz değildir.

Buna ilaveten şeriat erkeğe ipekten ve altından dokunmuş kumaşları nehyetmiştir. Renklerden erkeğin kadına benzemesini sağlayacak renkleri nehyetmiştir. Şekile gelince kâfirlere mahsus olan veya kadınlara, fasıklara ve sefihlere benzemesini sağlayacak olan ve üzerinde suret olan elbise şekillerini nehyetmiştir. Ve elbisenin uzunluğunda erkeklerin isbâl yapmasını nehyetmiştir. İsbâl elbisenin ayak bileğinin sağında ve solunda bulunan çıkıntıların aşağısına sarkmasıdır.

Her hangi bir elbise bu saydığım şeri ölçülere aykırı değilse o zaman erkeğin giymesinde bir beis yoktur.

Sonra muhterem kardeşim kot pantolona gelince, eğer avret mahallini belli edecek kadar dar değilse ve fasıkların ve sefihlerin giydiği tür kotlardan değilse ve üzerinde suret yoksa ve paçası ayak bileğinin sağlı, sollu çıkıntıların aşağısına sarkmıyorsa o zaman giymekte bir beis yoktur.

Lakin vakıada gördüğümüz kot pantolonların çok azı bu şekildedir. Bilakis ekseri ve maalesef Müslümanların da giydikleri kot ve başka kumaştan olan pantolonların ekseri avret mahallini belli edecek kadar dar ve paçaları ayak bileğinin altına kadar sarkıktır. Bu tür pantolonları giymek caiz değildir. Fasıkların giydiği düşük bel veya kadınların taytlarına benzeyen lastikli pantolonları zikretmeye dahi gerek yoktur. Bu tür pantolonları giymek haramlığa ilaveten rezalet ve hayâsızlıktır.

Maalesef Müslüman erkeklerin arasında dar pantolon ve uzun paçalı pantolon giyme âdeti çok yaygındır. Bu pantolonların giyilmesi caiz değildir

  • Birincisi avret mahallinin hacmini belli ettiği için
  • İkincisi cahillere benzedikleri için
  • Üçüncüsü isbâl nehyine girdikleri için

Doğru olan Müslüman erkeğin şalvar giymesi veya avret mahallini belli etmeyecek kadar geniş olan pantolon giymesidir. Bu kot pantolon da olabilir. Ama an doğrusu şalvar giymesidir. Zira bizim örfümüzde Müslüman erkek şalvar giyer. Şeriat bir hükmü mutlak beyan etmiş ve net zabt etmemişse, lügatte takyid edemezse o zaman örfe bakılır.

Binaen aleyh Türkiye’de yaşayan bir Müslüman erkek şalvar giymeli veya en azından geniş pantolon giymeli ve isbâl yapmamalıdır.

Nedense isbâl nehyi ekser Müslümanların çok hafife aldıkları bir nehiydir. İsbâl elbisenin ayak bileğinin sağında ve solunda bulunan çıkıntıların aşağısına sarkmasıdır. Hâlbuki isbâl yapmayı Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) açık nehyetmiştir ve yapanın hakkında çok ciddi tehditler varit olmuştur.

İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor:

مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ مِنَ الإِزَارِ فَفِي النَّارِ

“İzarın iki topukların (ayak bileğindeki iki çıkıntının) aşağısına sarkanı muhakkak ateştedir.”

Ve İmam Ebu Davud (rahimehullah)’ın Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor:

إِزْرَةُ الْمُسْلِمِ إِلَى نِصْفِ السَّاقِ وَلاَ حَرَجَ - أَوْ لاَ جُنَاحَ - فِيمَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْكَعْبَيْنِ مَا كَانَ أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ فَهُوَ فِى النَّارِ مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ بَطَرًا لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ

“Müminin elbisesi baldırın yarısına kadardır. Baldırın yarısı ile iki topuklar arasında olmasında da bir sakınca –bir günah- yoktur. Topuk­lardan daha aşağısında olan ise ateştedir. Kim izarını büyüklenerek sarkıtırsa onun yüzüne Allah bakmayacaktır.”

Hafız en-Nevevi (rahimehullah) “Bunu Ebu Davud sahih senedle rivayet etmiştir” der. Ve İmam Ahmed (rahimehullah)’ta bu hadisi Musned’inde sahih senedle rivayet etmiştir.

Bu ve bu manada varit olmuş başka hadislere binaen bazı âlimler büyüklenmeyenlerin tehdit ile muhatap olmadıklarını söylemişlerdir ama bu doğru değildir. Bilakis elbiseyi sarkıtmak bizzat kibirdendir.

İmam Ebu Davud (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Cabir bin Suleym (radıyallahu anhu) Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)’den neler yapması gerektiği yönünde tavsiyeler isteyince verdiği tavsiyeler arasında şu sözü de vardır:

وَارْفَعْ إِزَارَكَ إِلَى نِصْفِ السَّاقِ فَإِنْ أَبَيْتَ فَإِلَى الْكَعْبَيْنِ وَإِيَّاكَ وَإِسْبَالَ الإِزَارِ فَإِنَّهَا مِنَ الْمَخِيلَةِ وَإِنَّ اللَّهَ لاَ يُحِبُّ الْمَخِيلَةَ

“İzarını baldırının yarısına kadar yukarıya kaldır. Eğer bunu istemezsen topukları­na (ayak bileğindeki çıkıntılara) kadar kaldır. İsbâl yapmaktan sakın. Çünkü o kibirdendir. Allah kibirlenmeyi sevmez.”

Bu hadisi İmam et-Tirmizi (rahimehullah)’ta tahriç etmiştir ve sonra “bu hadis hasen sahihtir” demiştir. Hafız en-Nevevi (rahimehullah)’ta Rıyadu’s-Salihin’de “Bunu Ebu Davud ve et-Tirmizi sahih senedle rivayet etmişlerdir” demiştir.

Hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) isbâl yapmayı kendi zatında kibirden saymıştır. Bunun için cehennem ateşiyle muhataptır. Buna ilaveten kişi büyüklenerek elbisesini sarkıtırsa daha büyük bir tehditle muhatap olur ki yukarıda geçen Ebu Said hadisinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Kim izarını büyüklenerek sarkıtırsa onun yüzüne Allah bakmayacaktır.”

İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın ibni Ömer (radıyallahu anhuma)’dan tahriç ettiği hadis de bu manadadır:

مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Elbisesini kibirlenerek sarkıtana Allah Kıyamet gününde yüzüne bakmaz.”

Ama elbiseyi iki topukların altına sarkıtmak kendi zatında nehyedilmiş ve ateşle tehidt edilmiştir.

İmam ibni Mace (rahimehullah)’ın Muğire bin Şube (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) Süfyan bin Sehl’i izarından tuttu ve şöyle buyurdu: “Ey Süfyan bin Sehl! İsbâl yapma! Allah isbâl yapanları sevmez.”

İmam et-Tirmizi (rahimehullah) Huzeyfe (radıyallahu anhu)’nun şöyle dediğini tahriç etmiştir: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) baldırımı tuttu ve “Burası izarın olması gerektiği yerdir. Bunu istemezsen altında olabilir. Bunu da istemezsen izarın iki topukta nasibi yoktur” buyurdu.”

İmam Ahmed (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Şerid bin Suveyd (radıyallahu anhu) şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) izarını sarkıtan bir adam gördü. Hemen yanına koştu ve “İzarını kaldır ve Allah’tan kork” buyurdu. Adam “Benim ayaklarım sakattır” deyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) “İzarını kaldır! Muhakkak ki Allah’ın yarattığı her şey güzeldir” buyurdu.”

Yine İmam Ahmed (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste ibni Ömer (radıyallahu anhuma) şöyle diyor: “Nebi (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)’in yanına girdim. Üzerimde hareket edince ses çıkaran bir elbise vardı. “Kim o?” buyurdu. “Abdullah bin Ömer” dedim. “Eğer Allah’ın kuluysan izarını kaldır!” buyurdu. Bende hemen izarımı baldırımın yarısına kadar kaldırdım.” Ölümüne kadar izarı hep böyle olmuştur.

Velhasıl muhterem kardeşim pantolon ve kot pantolon avret mahallini belli edecek kadar dar değilse, üzerinde suret veya haram veya çirkin sözler yoksa, fasıkların giydikleri tür pantolonlardan değilse ve paçaları iki topuğu (ayak bileğindeki çıkıntıları) geçmiyorsa giymekte bir beis yoktur. Ama doğru olan Türkiye’de yaşayan bir Müslüman erkeğin paçaları topukları geçmeyen şalvar giymesidir. Allah-u Âlem.

8 Ağu, 2017 Tarık Ebu Abdullah
Etiketler: Adab, Giyim, Erkek